Varis (Venöz Yetmezlik) Nedir?


Venlerin içindeki aşağıdan yukarıya doğru tek yönlü çalışan kapaklar düzgün kapanmadığında sorunlar baş gösterir. Zayıflamış ve harap olmuş kapaklar, baldır adaleleri gevşediğinde kanı tutamaz. Bu da ven içindeki kanın ayaklara doğru geri kaçışına ve özellikle bilek ve baldırda kanın göllenmesine neden olur. Kapakların altında artan basınç onları daha da zayıflatır. Ven içindeki basınç artışı özellikle yüzeyel venleri etkiler ve damarın duvarını gererek onların genişleme ve kıvrılmalarına yol açar. Genişleyen ven içindeki kapaklar, kanı tutma özelliklerini tamamen yitirirler. Bu duruma venöz yetersizlik ya da bacak reflüsü adı verilir.


Varis Nedenleri Nelerdir?

Bacak venlerinde bulunan kapakçıklar aşağıdaki nedenlerle bozulabilir:
  • Kalıtımsal,
  • Cinsiyet (60 yaşına gelen kadınların %75’inde, erkeklerin %45’inde),
  • Hormonal (ergenlik, menopoz, doğum kontrol-östrojen-progesteron vb. haplar),
  • Hamilelik,
  • Uzun süre oturmayı veya ayakta durmayı gerektiren meslekler,
  • Süratli kilo kaybı veya alımı,
  • Bacak yaralanmaları,
  • Yaşlanma,
  • Ağır sporlar (halter vb.),
  • Uzun güneş banyoları, sauna, kaplıca. Kapakların bozulmasıyla birlikte venöz yetersizlik belirtileri ortaya çıkmaya başlar.


Varis Kendini Nasıl Gösterir?

Venöz yetersizlik hastalığının gösterdiği tüm belirtilere varis denir. Varisler hafiften şiddetliye doğru aşağıdaki şekillerde kendilerini gösterirler:
  • İlk belirti, bacak dokuları arasına hasta venlerden sıvı kaçışı olup gün içinde artan karakterde ayaktan bileğe ve diz altına doğru bir çizme gibi uzanan ödem’dir (şişlik). Diz altı veya bilek düzeyindeki çorabımızı çıkarttığımızda lastiğin bıraktığı derin iz bunun en basit kanıtıdır.
  • Ardından bir örümcek veya ağaç kökü gibi, koyu bir orta noktadan etrafa uzanan kırmızı, mavi, mor renkli spider venler veya telanjiektaziler (1-2 mm çapında ince kılcal damarlar) belirir.
  • Tedavisiz geçen süre içinde bu venlerin sayıları ve çapları artarken renkleri değişir ve mavi-yeşil renklerde görülen retiküler venler (3-4 mm çapında damarlar) gelişir.
  • Sonuçta, cilt altında fındık veya spagetti makarna gibi gözüken venöz pakeler (5 mm’den geniş venler) ortaya çıkar.
  • Varisteki hasta damarlar birer ikişer gelişirken, yaşam konforu gittikçe bozulmaya başlar. Ayaktan dize doğru uzanan, sabahtan akşama artan, yanıcı veya aşırı yorgunluk tarzında ağrı, kramplar, kaşıntı ifade edilmeye başlanır. Bu ağrının en büyük özelliklerinden biri, hareket halindeyken değil, durduğumuzda, oturduğumuzda veya yattığımızda hissedilmesidir.
  • Akşam yatağa girildiğinde ağrı dayanılmaz hale gelir. Ayaklarımızı yorgandan dışarıya çıkartmak, onları hareket ettirtmek, altına bir yastık koymak, soğuk taşa basmak, soğuk suyla yıkamak isteriz. Bu, huzursuz ayak sendromu adı verilen tablonun en önemli göstergesidir.
  • Ayak bilekleri düzeyindeki yoğun kaşıntı, cilt altında kanama ve kahverengiye çalan renk değişikliği hastalığın ileri döneme ulaştığını gösterir. Bu dönem sonrasında bacakta 3-4 ayda zorlukla iyileşecek yaralar (ülser) oluşabilir.
  • Beliren aşırı kıvrımlı ve geniş venlerin içinde kanın akış hızı da düşeceğinden, damar içinde pıhtı oluşup yüzeyel tromboflebit veya derin venöz tromboz gelişebilir.
  • Derin venlerde böylesine bir pıhtı oluştuktan sonra, bu pıhtı yerinden kopup akciğerimize gidebilir ve ortaya çıkan akciğer embolisi-pulmoner emboli tablosu ciddi yaşamsal tehdit oluşturabilir.
 

Varis Kendini Nasıl Gösterir?

Venöz yetersizlik bir damar hastalığıdır ve bu nedenle mutlaka bir kalp-damar cerrahisi uzmanı tarafından ilk muayene yapılmalı, bacaklardaki damar yapıları, sorunun oluşum şekli ile seyri anlatılıp hastaya ilerlenmesi gereken yol haritası hakkında ayrıntılı bilgi verilmelidir. Hastalığın hangi venleri, hangi ven kapakçıklarını ve ne düzeyde etkilediğini görmek amacıyla bu konuda tecrübeli bir radyoloji uzmanı tarafından bacak venöz Doppler ultrason incelemesi (Dupleks Testi) yapılmalıdır. Venöz yetersizliğin şiddeti anlaşıldıktan sonra, güncel yöntemler konusunda deneyimli bir kalp-damar cerrahı tarafından tedaviye geçilmelidir. Bacak Doppler ultrason incelemesi yapılmamış hastalara basit veya kapsamlı hiçbir tedavi uygulanmamalıdır.


Varis Tanısı, Teşhisi Nasıl Koyulur?

Venöz yetersizlik bir damar hastalığıdır ve bu nedenle mutlaka bir kalp-damar cerrahisi uzmanı tarafından ilk muayene yapılmalı, bacaklardaki damar yapıları, sorunun oluşum şekli ile seyri anlatılıp hastaya ilerlenmesi gereken yol haritası hakkında ayrıntılı bilgi verilmelidir. Hastalığın hangi venleri, hangi ven kapakçıklarını ve ne düzeyde etkilediğini görmek amacıyla bu konuda tecrübeli bir radyoloji uzmanı tarafından bacak venöz Doppler ultrason incelemesi (Dupleks Testi) yapılmalıdır. Venöz yetersizliğin şiddeti anlaşıldıktan sonra, güncel yöntemler konusunda deneyimli bir kalp-damar cerrahı tarafından tedaviye geçilmelidir. Bacak Doppler ultrason incelemesi yapılmamış hastalara basit veya kapsamlı hiçbir tedavi uygulanmamalıdır.
 

Varis Tedavisi Nasıl Yapılır? Yöntemleri Nelerdir?

Varis genelde yaşamı tehdit eden bir hastalık olmadığı için, her hastada tedavi acil gereksinim olmayabilir. Bu nedenle varis tedavisinde farklı yöntemler uygulanabilmektedir.
  • Basınçlı çoraplar sürekli giyildiğinde bazı yakınma ve belirtiler geçici olarak baskılanabilir, hastalığın seyri yavaşlatılabilir.
  • Lazer tedavisinin yüzde ve vücutta sağlayabildiği başarı oranı, bacaklardaki ince kılcal varisler için daha düşüktür. Özellikle, güzellik merkezlerinde doktor kontrolünde yapılmayan veya 1 mm’den daha kalın damarlara yapılan yüzeyel lazer tedavileri sonucunda kalıcı yanık izleri görülebilmektedir. Bu nedenle, yüzeyel lazer tedavisi yapılacağı zaman, kullanılacak cihazın tipi ve hedeflenecek damarların 1mm’den kalın olmamaları çok önemlidir.
  • Çok ileri düzeyde ve derin venlerin tutulduğu venöz yetersizlik durumlarında kullanılan bazı (venoaktif) ilaçlar var olan hastalığı düzeltmez, sadece hastanın yakınmalarını hafifletebilir.
  •  Klasik cerrahi tedavi: Anestezi altında, kasık ve dizaltına kesiler yapıldıktan sonra kapakçıkları kaçıran venin çıkartılması veya bağlanmasıdır. Ameliyat alanında uzun süre devam eden hassasiyet veya bacakta kalıcı his kaybı, morluk ve hastalığın beş yıllık bir süre içinde %40-70’e ulaşan oranda nüksetmesi gibi olumsuz sonuçları vardır.
  • Modern tedavi yöntemleri:
    • Yüzeyel Köpük Skleroterapi (V.F.S.)
    • Ambulatuvar Flebektomi (A.P.)
    • Endovenöz Trunkal / Termal Ablasyon (E.V.T.A.)
    • Doppler Görüntüleme Altında Kimyasal Ablasyon.


Yüzeyel Köpük Skleroterapi (Visual Foam Sclerotherapy - V.F.S.)

Polidocanol-Aethoxysklerol adı verilen ilacın karbondioksit ve oksijen ile karıştırılması sayesinde elde edilen köpüklü sıvının hasta venler içine çok ince iğneler yardımıyla enjekte edilmesidir. İlaçla temas eden ven duvarında bir etkileşim oluşmakta, damar sertleşip kapanmakta, damar zaman içinde (tedavi uygulanan damar çapına göre ortalama 3 hafta ile 2 ay) vücut tarafından emilip kaybolmaktadır. Kozmetik iyileşme yanında bölgesel bacak ağrıları, yanma ve kramplar ortadan kalkabilmektedir. Skleroterapi uygulanan hastaların %80’inde başarılı sonuç alınmaktadır. Bu tedaviye ek olarak, uygun durumlarda da yüzeyel lazer tedavisi yapılmaktadır.
 

Yüzeyel Köpük Skleroterapi Hangi Venlerde Kullanılır?

Yüzeyel Köpük Skleroterapi (V.F.S.) ince kılcal damarların tedavisinde kullanılmaktadır. 1-3 mm çapındaki spider ve 3-4 mm çapındaki retiküler venler varisin en basit şekilleri olup 21 yaşından büyük erkeklerin %50’sinde, kadınların %80’inde görülmektedir. Tedavi edilmediklerinde, sayı ve çapları artarken renkleri değişir. Genelde, yaş ilerledikçe kaybolur düşüncesi ile önemsenmez, makyaj kremleri ve güneşlenerek gizlenmeye çalışılır. Güneşlenmenin getirdiği esmerleşme ilk birkaç ayda spider venleri örtbas edebilir. Aradan zaman geçtikçe güneş ışınları ciltteki yıkıcı etkilerini göstermeye başlar. Bunun sonucunda spider venler, eskisinden daha kötü bir durumda karşımıza çıkarlar. Spider ve retiküler venlerin tedavisinde kullanılan en güncel yöntem, Yüzeyel Köpük Skleroterapi’dir. Bu damarlar, en iyi ve en süratli tedavi sonucunun alınabilmesi için olabildiğince erken tedavi edilmelidir. Bacaktaki kılcal damar oluşumu venöz yetersizlik hastalığının belirtisi olmasına karşın gözler, yanak ve boyun damarları içindeki düşük hızlı kan akımına bağlı olarak yüz ve boyunda da ince damarlar görülebilir. El, bilek ve kollardaki kablo görünüşlü venler genellikle yaşla birlikte artar. Vücutta görülen venler ise genelde hamileliğe, travmalara veya aşırı kiloya bağlıdır. Bacak dışındaki alanlarda görülen tüm bu kötü görünüşlü damarlar da, Yüzeyel Köpük Skleroterapi (veya uygun seçilmiş durumlarda lazer) ile ortadan kaldırılabilir.
 

Yüzeyel Köpük Skleroterapi (V.F.S.) Nasıl Uygulanır?

Tedaviye Doppler ultrason incelemesi değerlendirildikten sonra geçilmelidir. Sorun kapakçıkları kaçıran (orta/ileri venöz yetersizlik olan) daha kalın ve daha iç kısımlardaki gözle görülmeyen bir venden kaynaklanıyorsa önce bu damar, ardından ciltte görülen ince damarlar tedavi edilmelidir. Soruna yol açan ciddi bir venöz yetersizlik saptanmamışsa (hafif venöz yetmezlik) doğrudan spider ve retiküler venlerin tedavisine başlanmalıdır. Yöntem muayene odası ortamında gerçekleştirilir ve herhangi bir anestezi gerektirmez. Özel bir ışık kaynağı ve büyütücü lens yardımıyla çok ince iğneler kullanılarak damarlara girilir. Damarın çapına göre ilacın yoğunluğu değişebilir. İşlem yaklaşık 60-90 dk sürer.

Tedavi uygulanan bölgede önce bir solma, bazen geçici bir şişlik ve kızarıklık, ardından morluk oluşur. Bu belirtileri hafifletmek ve kısa süre içinde geçmelerini sağlamak amacıyla gerekli alanlara 2 gün kalıcı basınçlı bantlar yapıştırılır. İlaçta belli bir sınır dozuna ulaşıldığında, toksik ve alerjik yan etkilerden korunma amacıyla seansa son verilir. Basınçlı çorap giydirilen hasta günlük yaşantısına hemen dönebilir. Tedavi yapılan bölgelerde oluşan renk değişikliğinin daha süratle kaybolması için bazı kremler kullanılır.

Spider ve retiküler venlerin yaygınlığı ve çaplarına bağlı olmak üzere tedavi seans sayısı, hastadan hastaya değişebilir. Her seansta çok sayıda bölgeye tedavi yapılabilir. Bir hastaya Yüzeyel Köpük Skleroterapi uygulanarak bacaklarındaki kılcal damarların tamamı veya tamamına yakınının ortadan kaldırılması, benzer damarların bir daha ve başka alanlarda olmayacağı anlamına gelmez. Hastaların bacaklarını belli aralıklarla kontrol etmeleri ve yeni ortaya çıkan damarları saptadıklarında, sayılarının çok fazla artmasına olanak vermeden tedavi yaptırmaları önerilmektedir. Hamilelik veya emzirme döneminde, kan ile bulaşıcı hastalığı olanlara, kontrol edilemeyen şeker ve ileri dönem kalp hastalarına, pıhtılaşma bozukluğu olanlara Yüzeyel Köpük Skleroterapi uygulanmamalıdır.
 

Yüzeyel Köpük Skleroterapi’nin Nadir Yan Etkileri Nelerdir?

  • Kaşıntı: Tedavi yapılan bölgede ortaya çıkabilir. 1-2 saat ile 3-4 gün içinde kendiliğinden geçer. • Geçici lekelenme (hiperpigmentasyon): Tedavi sonrasında %10 hastada ciltte açık kahverengi renkli lekeler/çizgiler görülür ve genelde süratle düzelirler. Seyrek olarak bu koyulaşma 4-12 ay sürebilir. Tedavi sonrasında tüm lekeler geçene dek güneş ışığından korunulmalı, gerekirse yüksek faktörlü güneş kremleri kullanılmalıdır. • Ağrı: Nadirdir. 1-7 gün sürebilir. Enjeksiyon noktalarına buz tatbikatı yapılabilir.
  • Ciltte soyulma: Çok az (%1’den daha az) hastada görülebilir ve 1-2 ayda iyileşir. • Alerjik reaksiyonlar: Çok seyrek olsa da özellikle alerji öyküleri olan hastalarda gelişebilir.
  • Su toplanması veya yara açılması: Çok nadirdir. İlaca, ilacın damar dışına yoğun miktarda kaçırılmasına, kullanılan bantlara bağlı ortaya çıkabilir. Uygun kremlerin kullanılması ile genelde 1 ayda geriler.
  • Tedavi edilen damar bölgesinde kan toplanması: Basınçlı çorapların giyilmesi, özellikle 3 mm’den geniş venlerin tedavisinden sonra bu olasılığı azaltır.
  • Lekelenme (matting): Östrojen tedavisi gören hastaların %18’inde ve tüm hastaların %2-4’ünde tedavi edilen bölgede işlemden 2-4 hafta sonra çok ince yeni damarlar gelişebilir ve 4-6 ay içinde kaybolur.
  • Bilekte şişlik: Ayak veya bilekteki venlerin tedavisi sonrasında bilekte ödem gelişebilir. Genelde birkaç günde iyileşir ve basınçlı çorapların giyilmesi ile azalır.
  • Flebit: 3-4 mm’den daha geniş venlerin tedavi edildiği %0,1 hastada görülen çok nadir bir komplikasyondur.
  • Uzak yan etkiler: Doğuştan kalbinde delik olan ve migren tarzında baş ağrısı hikayesi bulunan kişilerde, tedaviden sonra 1-2 saat süren ve kendiliğinden geçen baş ağrısı, görme netliğinde azalma görülebilir.


Ambulatuvar Flebektomi (Ambulatory Phlebectomy - A.P.)

Cilt üzerinde gözle görülen ve 4 mm’den kalın varisler (venöz pakeler) köpük skleroterapi ile tedavi edilebilseler de ilacın enjeksiyonu sonrasında kapanan damarın yok olma süreci uzun ve ağrılı olabileceğinden, Ambulatuvar Flebektomi yöntemi tercih edilmelidir. Çıkartılacak damarlar önce işaretlenir (mapping). Ardından, lokal anestezi altında 1 mm’lik küçük kesiler içinden hasta damar, tığ benzeri bir alet yardımıyla çıkartılır. Kesinin küçüklüğü ve dikiş gerektirmemesi yüzünden kozmetik iyileşme çok iyi ve süratli gerçekleşir. Tedavi sonrasında normal günlük yaşantıya hemen geri dönülür.
 

Endovenöz Trunkal / Termal Ablasyon (Endovenous Truncal / Thermal Ablation - E.V.T.A.)

Varis tedavisindeki en son yenilikler arasında, Endovenöz Trunkal / Termal Ablasyon sayılabilir. Günümüzde klasik varis ameliyat yöntemi tarihe karışmış, yerini beş yıllık başarı oranı %86’ya ulaşan bu yeni girişim almıştır. En sık olarak, radyofrekans veya lazer enerjisi kullanılarak yapılmaktadır. “İnce plastik boru” olarak tanımlanabilecek bir kateter aracılığı ile hasta venin içine ısı uygulanmaktadır. Dikiş gerektiren hiçbir kesi yapılmamaktadır. Vene yöneltilen ısı, duvardaki kollajen maddesini etkilemekte, damar büzüşüp kendi üzerine kapanmaktadır. Devre dışında kalan bu damar, vücut tarafından 8-12 ay içinde tamamen emilip yok olmaktadır. Radyofrekans ve lazer kateterlerine ek olarak, damar içine bir çeşit zamk (cyanoacrylate) veren kateterler de yakın dönemde denenmeye başlamış olup, yakın ve uzun dönem sonuçları değerlendirilmektedir.


Endovenöz Trunkal Ablasyon (E.V.T.A.) Hangi Venlerde Kullanılır?

Ciltte çıplak gözle gördüğümüz varisler (spider ve retiküler venler ile 4 mm’den geniş pakeler), Yüzeyel Köpük Skleroterapi ve Ambulatuvar Flebektomi yöntemleri ile tedavi edilebilmektedir. Bacağın iç yanındaki Büyük Safen veni (VSM/GSV), baldırımız içindeki Küçük Safen veni (VSP/SSV) ve bağlayıcı venler ise ciltten daha derinde yer alıp gözle görülmezler. Bu venlerin içindeki tek yönlü çalışan kapakçıklar bozulup venöz yetersizlik geliştiğinde, venin basıncı artarak damar çapının genişlemesine yol açar. E.V.T.A. tekniği, en sık olarak içindeki kapakçıkları orta/ileri düzeyde geriye kaçıran bu damarlar ile onların yan dallarına uygulanmaktadır.


Endovenöz Trunkal Ablasyon (E.V.T.A.) Nasıl Uygulanır?

E.V.T.A., steril girişim ortamının bulunduğu poliklinik şartlarında veya ameliyathanede yapılmaktadır. Yöntemin en büyük üstünlüklerinden biri, genel veya büyük bir rejyonel anesteziyi gerektirmemesi, sadece lokal (tümesan) anestezi altında hastayla konuşarak gerçekleştirilebilmesidir. Doppler ultrason görüntüleme altında tedavi edilecek venlere özel kateter yerleştirilmekte ve damarın iç duvarına ısı verilip damar kapatılmaktadır. Girişim her bir damar için ortalama 9-17 dakika sürmektedir. İşlem sonunda bacağa basınçlı çorap giydirilmektedir. E.V.T.A. sonrasında ciltte ciddi hemen hiçbir renk değişikliği ve hassasiyet oluşmamakta, hasta hemen yürümeye başlamakta, ertesi gün normal yaşantısına dönebilmektedir. İşlem öncesindeki yakınmalar süratle ortadan kalkmaktadır. Hastaya istirahat önerisinde bulunulmamaktadır.


Endovenöz Trunkal Ablasyon’un (E.V.T.A.) Nadir Yan Etkileri Nelerdir?

  • Uyuşukluk: Diz altında ve çok hafif olarak hissedilebilir.
  • Ağrı: Girişim yapılan gün hissedilebilen bacak ağrısı tek doz basit bir ağrı kesici ile giderilebilmektedir.
  • Çekme hissi: Uyluk ve bacakta hissedilebilir. Kapatılan venin vücut tarafından emilimi ile kaybolur.
  • Hassasiyet ve kızarıklık: 3-7 gün içinde kaybolur.
  • Derin venöz tromboz: Çok nadirdir. E.V.T.A. kateterinin damar içine yerleştirilmesi sırasında hassas Doppler görüntüleme yapılması sayesinde bu olasılık ortadan kaldırılabilir. Ayrıca, işlemden sonra basınçlı çorapların giyilmesi ve süratle yürümeye başlanması bu problemin oluşmasını engeller.
  • Cilt enfeksiyonu: Girişimin steril ortamda yapılmaması sonucunda ortaya çıkabilir.
  • Ciltte morluk: Genelde çok hafif düzeyde olup 1 hafta içinde kaybolur. E.V.T.A. uygulanan damarın cilde çok yakın seyrettiği durumlarda, damar vücut tarafından emilip yok edilene dek damarın gölgesi ve sertliği dışarıdan görülebilir ve hissedilebilir. Morluk oluştuğu durumlarda özel bazı kremler kullanılarak daha çabuk kaybolmasına yardımcı olunur.
  • İşlemin başarısız olması: Kateterin tedavi edilecek ven içine yerleştirilememesi sonucunda görülebilir. Hasta damarın aşırı kıvrımlı olması E.V.T.A. kateterinin damar içinde ilerletilememesine yol açabilir. Bunlar, yöntemi uygulayan ekibin tecrübesi ile giderilebilecek sorunlardır.
  • Nüksetme: Deneyimli bir ekip tarafından uygulanmış E.V.T.A.’yı takiben geçen 5 yıllık süre içinde, aynı damarın yeniden açılıp genişlemesi ve hastalığın tekrarlaması olasılığı sadece %9-14’tür. Yıllık yapılacak takiplerde böyle bir durum ortaya çıktığında, Doppler Altında Kimyasal Ablasyon başlığı altında aşağıda anlatılan basit yöntemle sorun çözümlenebilir.


Doppler Altında Kimyasal Ablasyon (Doppler Guided Chemical Ablation Blockage)

Endovenöz Trunkal Ablasyon’dan 7-10 gün sonra hastaya yeni bir kontrol venöz Doppler’i yapılmakta ve işlemin başarısı yani hasta venin kapanıp kapanmadığı ve içinden artık kan akımının olup olmadığı kaydedilmektedir. Büyük/Küçük Safen veni ayak bileğine doğru yaklaştıkça çapları incelir, daha cilde yakın seyretmeye başlar ve hemen yanında yer alan bir sinire paralel olarak ilerlemeye başlar. Bu nedenle, her 2 damarın da ayak bileğine yakın olan kısımlarına E.V.T.A. uygulanmaz/uygulanamaz. Diğer yandan, damarların bu bölümleri eğer hastalıktan etkilenmiş ve tedavi edilmeden bırakılacak olursa, hastanın ayak bileğindeki şişme, ağrı vb. yakınmaları devam eder. Damarların ayak bileğine yakın olan ve E.V.T.A. yapılamayan bölümlerine Kimyasal Ablasyon uygulanmakta ve bu bölümlerdeki hasta venler de kapatılmaktadır.

Kimyasal Ablasyon Doppler görüntüleme altında, poliklinik şartlarında ve yaklaşık 15 dakikada gerçekleştirilmektedir. İnce bir iğne yardımıyla ilgili damara girilmekte ve enjekte edilen ilaç ile venin kendi üzerine büzülüp kapatılması hedeflenmekte, hasta işlemi takiben normal yaşantısına dönebilmektedir. Doppler Altında Kimyasal Ablasyon, E.V.T.A. yapılan hastalarda bu girişimden 7 gün sonra, ileriki kontrol dönemlerinde de gerekli görülen her aşamada yapılabilmektedir.



Varis Çorabı Nedir? Basınçlı Çorapların Özellikleri Nelerdir?

Klasik varis çoraplarının aksine, günümüzün kademeli basınçlı çoraplarında gerek kullanılan malzemeler gerek kullanılan örgü ve üretim teknikleri bu yeni çorapları çok daha rahat kullanılabilir hale getirmiştir. Farklı renklerde, diz altı, diz üstü, kasıktan, külotlu, açık ve kapalı parmak gibi modelleri üretilmiştir.

Kademeli basınçlı çoraplar, farklı bacak düzeylerine farklı basınç uygulayabilmektedir. Basıncın şiddeti ayak bileği düzeyinde en yüksekken, dize ve kasığa doğru azalmaktadır. Bu özellikleri sayesinde cilt altındaki dokulara uygulanan basınç yükselmekte, böylelikle kılcal damarlardan doku arasına sıvı kaçışı azalırken, damarların doku arasındaki sıvıları geri emişi artmaktadır. Sonuçta, doku arasında oluşan veya oluşacak olan ödem gerilemekte veya önlenmektedir. Diğer yandan, basınçlı çoraplar cildin altındaki venlerin kanla aşırı dolarak genişlemelerinin yani kanı göllendirmelerinin önüne geçmekte, kanın daha hızlı yol almasını sağlamaktadır. Çorap, kademeli basınç özellikleri ile bacaklara adeta bir masaj etkisi yapmakta ve kirli kanın kalbe geri dönüşüne yardımcı olmaktadır.


Varis Çorabı Çeşitleri Nelerdir?

Düz örgü ile üretilmiş çoraplar daha yüksek basınç sağlarken çevresel örgü ile yapılanlar daha estetik görüntü verebilmektedir. Çoraplar, sağladıkları basınca göre (mmHg birimi ile ifade edilir) farklı tiplerdedir ve farklı durumlarda kullanılmaktadır:
  • Dinlendirici veya hafif basınçlı Class I çoraplar (16-18 veya 18-21 mmHg): Ayak ve bacaklarda yorgunluk, hafif ödem, ince kılcal damar varisleri bulunanlar, uzun süre oturma/ayakta durmayı gerektiren bir yaşam tarzı sürdürenler ile varis oluşumunu geciktirme amaçlı kullanmayı arzulayan kişiler tarafından tercih edilir.
  • Orta basınçlı Class II çoraplar (23-32 veya 30-40 mmHg): İlk gruptakilere ek olarak, orta derecede varisleri bulunanlar, varis tedavi sürecinde olanlar, bacaklarındaki venlerde pıhtı oluşmuş kişiler ve gebelik sırasında kullanılır.
  • Yüksek basınçlı Class III çoraplar (34-46 veya 40-50 mmHg): İlk iki gruptakilere ek olarak, bacaklarında varislere bağlı yara açılmış olanlar ve tedavi şansını kaybetmiş hastalarda kullanılır.
  • Anti-emboli çoraplar (18 mmHg): Uzun süre yatakta kalmak zorunda olan kişilerde ve cerrahi tedavilerin önce ve sonrasında pıhtı oluşumunun önüne geçmek için kullanılır.

 

Varis Tedavisi Sonrası Varis Çorabı Kullanımı Nasıl Olmalı?

Hangi tür tedavi uygulanırsa uygulansın, hastalarda 2 adet Class II kademeli basınçlı çorabın tedavi sonrası ilk 2 gün mutlaka giyilmesi gerekmekte, ardından ortalama 2 hafta süreyle (sadece gündüzleri) tek çorabın giyilmesi önerilmektedir. Yukarıda anlatılan güncel varis tedavi yöntemleri sonrasında aynı damarlarda/bölgelerde hastalığın tekrarlaması olasılığı son derece düşüktür. Ancak, tedaviler sırasında sağlıklı olan venlerin ileride hastalanmasını tamamen önleyici veya bacakların farklı alanlarında yeni kılcal damarların belirmesini tamamen engelleyici hiçbir yöntem yoktur. Bu nedenle, fırsat olduğunda çok daha ince ve düşük basınçlı olan Class I çorapların giyilmesi, yeni varis belirtilerini geciktirmede büyük önem taşımaktadır.
 

Varis Tedavileri Sonrasında Nelere Dikkat Edilmelidir?

  • Tedavi günü bol sıvı alınmalı ve hareket edilmelidir.
  • Tedavi akşamı hafif ağrı yakınması olursa, içinde parasetamol bulunan bir ilaç alınabilir. Kan sulandırıcı ve antienflamatuvar maddeler içeren ilaçlar tedaviden 48 saat önce ve 48 saat sonrasına dek alınmamalıdır.
  • Tam iyileşme gerçekleşene kadar tedavi yapılan bölge eskisinden kötü gözükebilir. Bu görüntü damarın ve venin içindeki demirin emilmesi ile ortadan kalkacaktır. Süreç kişiden kişiye farklılık gösterebilir ve hızlandırmak için bazı jeller önerilebilir. Morluk saptanan alanlara buz ile masaj yapılabilir.
  • Güneş banyolarından, sauna ve farklı amaçtaki yüzeyel lazer tedavilerinden (örn. lazer epilasyon) 2 hafta, zorlu egzersizlerden (ağırlık çalışma dışında) 2 hafta kaçınılmalıdır. Yaklaşık 3 ay süreyle ağırlık kaldırılmamalıdır.
  • Beklenmedik herhangi bir belirtiyle karşılaşıldığında veya tedaviyle ilgili olarak bir sorun olduğunda hemen doktora danışılmalıdır.
 

Tedavide Mevsimin Önemi Var mıdır?

Venler sıcakta genişleyecek ve yakınmalar artacaktır. Bu nedenle, yaz ayları kozmetik ve tıbbi yönden en kötü hissedilecek aylardır. Modern varis tedavilerinin hemen hiçbirinde yaz veya kış aylarında yapılmasının sonucu etkileme yönünden bir farkı bulunmamaktadır. Sadece, girişim sonrasında en az 2 gün basınçlı çorap giyilmesi ve ciltteki renk değişiklikleri tamamen geçene kadar güneş banyosundan kaçınılması gerektiği unutulmamalıdır.


Varis Tedavi Edilmezse Ne Olur?

Tedavi yapılmayan süre uzadıkça venöz yetersizliğin şiddeti artacak, kozmetik bozukluk yanında bacaklarda şişme, kramp, yanma ve ağrı yakınmaları belirecek ve şiddetlenecektir. Geniş çaplı varisler için de pıhtı oluşumu ve bunlara bağlı akciğer embolisi yanında ayak bileği düzeyinde aylarca iyileşmeyen yaraların oluşma riski artacaktır.
 

Varis Nasıl Geçer? Geciktirmek için Basit Yöntemler Nelerdir?

Kural 1: Yürüyün, Yüzün veya Egzersiz Yapın!
Ayakta durmakla bozuk ven kapakçıklarından geriye kaçış ve venler içinde basınç artar. Ayak, bilek ve baldırda dokular arasında sıvı birikir, bu durum ödem oluşumuna yol açar. Hareketsiz kalmak, baldır-kas pompasının durması yüzünden ödemi artırır. Egzersiz yapıldığında kas pompaları çalışır ve venler sıvazlanır. Böylece ven içi basınç düşer, doku arasında biriken sıvı damar içine geri emilir; kan kalbe doğru itilir, gerginlik ve ağrı azalır.

Kural 2: Topuklu Ayakkabı Giymeyin!
Alçak topuklu, rahat ayakkabılar bacaklardaki ödemi azaltır. Bu nedenle yüksek topuklu ayakkabılardan olabildiğince kaçınmak gerekir.

Kural 3: Sıcak Ortamlarda Bulunmayın!
Ortam ısısının artışı bacaklardaki venleri daha da genişlettiği için sıcaktan kaçınmak gerekir.

Kural 4: Banyonuzu Akşamları Yapın!
Geceleri yatar pozisyondayken bozuk venler bir süreliğine dahi olsa normal çaplarına dönerler. Sabah yapılan sıcak banyo, günün başlangıcında venleri genişletir ve yakınmaları başlatır. Bu nedenle, akşamları banyo yapılması ve bacaklara el duşuyla soğuk su masajı yapılması önerilir.

Kural 5: Bacaklarınızı Yüksekte Tutun!
Yatarken bacağı 10-15 cm yüksekte tutmak venler içindeki basıncı azaltır ve rahatlama sağlar. Bacak bacak üzerine atmak varis yapar, inanışının hiçbir bilimsel dayanağı ve doğruluk payı yoktur.

İster 15 ister 85 yaşında, ister kadın ister erkek olsun yeterince yaşayabilen herkesin, başka hiçbir hastalığı olmasa dahi hafif veya ciddi düzeyde venöz yetersizliği olacaktır